28 Ağustos 2008 Perşembe

Araba Dansı

Kardeşimin şu sıralar GTA'da en büyük eğlencesi arabaları dans ettirmek. :D Takla falan attırmaya çalışıyordu en son. :D Çok güldüm.... :D

Fondaki müzik de benim dinlediğim müzikti. Sağa dönüp oyunu gördüğümde araba benim dinlediğim müzikle uyumlu bir şekilde dans ediyordu. Yine uydurmaya çalıştım PC'de ama benim dinleyip gördüğüm zamanki gibi uyumlu olmadı. Olsun... :D

Not: Kardeşim arabayı dans ettirmeye çalışıyor. Başka bir amacı yok. Henüz dokuz buçuk yaşında. Anlatabilmişimdir umarım. :D

video

Görüşürüz. :D

26 Ağustos 2008 Salı

Resident Evil Anıları

Kuzenim geldiğinde kardeşimi de alıp üçümüz RE3 oynamıştık. :D Oyunu epeyce videoya çekmiştim ama ancak bilgisayara yükledim. (Üşengeç bir insanım, ne yapalım...)

İlk olarak aşağıda Oğulcan'ın oyunu izlerkenki halini görüyorsunuz. Bu pozisyon hiçbir şekilde değişmiyor. Sanki dondurulmuş gibi devamlı o şekilde izliyor. :D



Aşağıda da en çok korktuğumuz yerin videosu var. (Hayır, Nemesis'in camdan fırlaması değil. :D) Burayı kaç kere oynadım ama nedense unutmuşum. Yani zombilerin çıkacağını biliyordum da nasıl çıkacağını unutmuşum.
Oyunu Oynayan: Kuzenim
Kameraman: Ben
Ateş Ateş!: Oğulcan

video

İşte böyle. :D

Hadi görüşürüz yine...

24 Ağustos 2008 Pazar

Diyeeet!

Bu diyete başlayalı bayağı değiştim. :D Artık sebze yiyebiliyorum! Yani tamamen değil ama yine de artık karın ağrısı ve mide bulantısı hissetmiyorum. Dün ve bugün mercimek çorbası içtim, büyük başarı! :D Çok mutluyum.

Ayrıcaaa, beni gören herkes yüzümün küçüldüğünü söylüyor. Annem artık insana benzediğimi söyledi. Sanırım iltifattı... :D

Babam bir şey söylemedi. Bana her konuda olduğu gibi bu konuda da inancı eksilerde olduğundan ötürü bir şey demesini de beklemiyordum açıkçası. Ama umrumda değil!

En güzeli ne biliyor musun blog? Ben bu diyet işine başladığımdan beri annem bana kötü davranmıyor. Eğer bana hep böyle davranacaksa ömrüm boyunca diyet yapmaya hazırım ben. Zaten o bana daha önceden destek olsaydı, işte yemekleri falan şimdiki gibi planlı yapsaydı ben önceden de kilo verirdim. Olsun zararın neresinden dönülürse kârdır.

Bu durumdan mutlu olduğumu anneme de söyledim. Güldü. Ben sebze yerken ve çorba içerken çok mutlu oluyor. Sağlıklı beslenmemem kadının içine ne kadar dert olmuş. Çok mutluyum şu sıralar, annem mutlu olduğundan.

Hayat güzel cidden... :D

Oğulcan hasta oldu. Terli terli soğuk suları içerse böyle olur. Ateşi çıktı hep böyle yarı çıplak, zombi gibi geziyor evde.

Bir de tutturmuş bir GTA susmuyor. Ona indirdiğim GTA'nın haddi hesabı yok. Her gün GTA istiyor, her gün indirilir mi aynı oyun pes! İki günde bir laptopuna virüs bulaşınca böyle oluyor işte. Şimdi de neymiş PS2'de oynayacakmış. Orijinal GTA San Andreas'ı var PC için yok illa PS2! Torrent falan denedim ama inmedi. Çok da üstüne düşmedim, zaten PC'mde yer yok gibi, o oyun mümkün değil PC'ye inmezdi. Açıklayana kadar canım çıktı PC'de de var aynısı ne gerek var PS2'ye diye.

Sonra benim indirdiğim oyunları gördü.
Oğulcan: Bu ne? (Resident Evil)
Ben: Oyun. Korkunç.
Oğulcan: Çok mu?
Ben: Evet.
Oğulcan: Zor mu?
Ben: Evet.
Oğulcan: Çok mu zor?
Ben: Evet.
Oğulcan: Peki bu ne? (Devil May Cry 4)
Ben: Oyun. O da korkunç. Korkarsın sen.
Oğulcan: Çok mu?
Ben: Biraz.
Oğulcan: Zor mu?
Ben: Oğulcan gider misin?!
Oğulcan: Tamam...
Ben: Oh be...
Oğulcan: Çok mu zor?
Ben: Oğulcan kaybol!

İşte böyle bir gündü. Babamla atıştık biraz, ama bahsetmek istemiyorum. Karamsar şeylerden bahsetmek hiçbir şeyi kolaylaştırmıyor. :D O nedenle böyle güzel şeylerden bahsediyorum.

Neyse, iyi geceler! :D

22 Ağustos 2008 Cuma

Final Fantasy Versus XIII

Yeni yeni resimler geldi Fabula Nova Crystallis'ten, gerçi çok yeni değil, bir önceki yazımda görmüşsünüzdür zaten. Orda kullanmıştım. :D
Üşengeçliğimden yeni resimleri koymamıştım buraya. Ama hem sıkıldığımdan, hem de ne güzel Türkçe'ye çevirecek bir Nomura röportajı olduğundan Final Fantasy Versus XIII resimlerini aktarmaya karar verdim. :D
Resimleri ve röportajın çevirisini aşağıda bulabilirsiniz. (Çeviride hatalar yapmış olabilirim. Çok öyle ince eleyip sık dokumadım. :D)



Gözlerden bahsetmişken bayan ana karakter mor renkli gözlerle görünüyor. Prens de öyle. Eskilerden biliyoruz ki onun gözleri kırmızıydı. Ama şimdi yeni resimlerde, maviler. Normalde gözleri mavi mi?

Nomura: Evet. Gözleri sadece bazı özel durumlarda kırmızı oluyor. (Bazı şeylerle tetikleniyor.)

Bayan karakter için de aynı şey geçerli mi?

Nomura: Şaşırtıcı bir şekilde, o daha ziyade utangaç biri.

Resimlerin yayınlandığı sahnede neler olduğunu açıklayabilir misiniz?

Nomura: Sahne bir partide geçiyor. Birbirleriyle ilk defa karşılaştıkları sahne. Başlangıçta onların kendilerini tanıttıkları bir sahne yapmak istedim. Elimizden gelenin en iyisini yapmamıza rağmen isimlerini halka açamadık. Üzgünüm. Eğer mümkün olursa bu sahneyi TGS'de yayınlamayı deneyeceğiz.


Odada başkaları da var mı?

Nomura: Aslında, grubun geri kalanı alt katta. Prens gürültüden ve kalabalıktan saklanmak için üst kata çıkıyor. O katta kimsenin olmayacağını düşündüğünden bayan karakteri görünce şaşırıyor. (Bayan karakter, duvardaki çizime bakıyor.)

Çizim ne hakkında?

Nomura: Bu hâlâ bir sır.



Resmi tutmakta olan iskelet ne?

Nomura: Bu ülke Shinigami'ye (Ölüm tanrısı) inanıyor. Fabula Nova Crystallis efsanesi esas alındı.

Prens'in kıyafeti Roen'in yaratıcı müdürü tarafından dizaynlandı. Bu işbirliğinin nedeni ne?

Nomura: Gerçekliği daha üst boyutlara taşımak için. Gerçek bir kıyafete dayalı olduğundan dolayı, daha gerçekçi hissettirecek.


Önceki kıyafete ne olacak?

Nomura: O kıyafeti senaryoya dayanarak görsel bir etki bırakmak için tasarladık. O kadar. Biz daha fazla sahne yarattıkça, kıyafetler değişecek. Arabanın da yeni bir diaynı var ve Prens de yüksek sınıflı bir içkievine gidiyormuş gibi görünecek.

Bunu kendiniz söylediniz! (gülerler)

Nomura: Oyunda da bu diyalog olacak!(Prens'in içkievine gitmesiyle ilgili.)


Bayan karakter mi bunu söyleyecek?

Nomura: O çok nazik bir kız. Asla ilk defa karşılaştığı birine o tip şeyler söylemez. Bu özelliğini göstermek için, konuşma şekli onun belirgin bir özelliği olacak.

Çalıştığınız ekip mükemmel!

Nomura: Evet, gerçekten harika bir takım. Tamamen beklentilerle doluyum ve takım ruhu çok yüksek!

***

Eveet, bu da böyle bitti. :D Bazı yerlerde saçmaladım biraz. Türkçe'ye tam çevirmek zor bazı yerleri çünkü. :D Sarışın kızı şu anda hiç sevmiyorum ama iş ciddiye biner de Storm ile sevgili olursa, o zaman sevip bağrıma basıp kendimi ona benzetmem gerekecek. :P Bükemediğim eli öpecek, hatta o elin sahibi olacağım. NHOHAHAHA! (Çok psikopatlaştım.)

Not: Bu arada konuyla alakası yok ama Death Note'un 1. açılışında o sonda Light'ın durduğu resmi ÇOK istiyorum. Kanatlar falan. Paine bulmuş ama kaydetmemiş. Şimdi de bulamıyor. Ühüü...

20 Ağustos 2008 Çarşamba

Müthiş Çeviri Ekibi

Evet Antoine ile başka bir Japonca gecesiyle yine beraberiz... Üstün çeviri yeteneklerimizle Japonca iki cümle çevirdik! EVET! (Kanjileri bilmiyorduk, yoksa zorlanmazdık... :D)



Burada "Hareket ediyor!" diyor, her kim diyorsa. :D



Burada da çok büyük ihtimalle Lightning konuşuyor ve Mr. 33cm'e "Söz ver." diyor. Yaaa... :D

Neyse, şimdilik bu kadar! :D

19 Ağustos 2008 Salı

Diyetisyen

Nihayet diyetisyene gittim! Oleeey! :D

Şimdi öncelikle gitmeden önce kan tahlili korkusu nedeniyle aşırı gergindim. Sürekli annemle atışıp durdum. (Fobi işte...) Sonra geldik kayıt yaptırdık. Kan tahlili bilmemne konusu açıldı kayıt yaptırdığımız adamla annem arasında, ben yaptırmayacağımı belirttim. Annem de üstüme geldi yaptıracaksın diye. Başladı mı benim gözlerim dolmaya!

Sonra işte diyetisyenin odasına girdik. Çok tatlı bir kadındı çok sevdim. Ama o da direk kan tahlilinden daldı olaya, annem de fobimi anlattı kadına. O zaman kan tahlilinin işimi çok kolaylaştıracağını ama istemezsem yaptırmama gerek olmadığını söyledi. Ben de yaptırmamayı seçtim. Öyle bir rahatladım ki ağlamaya başladım. Annem hâlâ üstüme gelmekte, Oğulcan da yaptırmışmış, çok tatlı bir kadın varmışmış, o yapıyormuşmuş... Diyetisyen abla da üstüme gelmemesini söyledi anneme. Eğer cesaret gelirse yaptırırmışım... Gelmeyecek. :D

Sonra işte boyum ölçüldü. 173cm... Kilom... 93.9 kg... :D Direk obez anlayacağınız. Ama iyi haber olması gereken ama kötü bir haber olan bir şey daha öğrendim. Metabolizmam hızlıymış. Günde 1700 küsür kalori yakıyormuşum. Yaniii bol bol yiyerek kilo verecekmişim! YANİ BOL BOL SEBZE YİYEREK! ÖĞĞĞ... :(

Sonra bir diyet yazıldı ki sormayın! Ben o kadar şeyi yersem ikinci gün patlarım ya! Benim yemeğim sabah, öğlen ve akşam birazcık nutella ekmek, bazen patates kızartması... O kadardı yani.

Diyete geçersek öncelikle en geç 8:30da kahvaltı yapmam lazımmış! (Ben 15:00'da uyanıyorum ama! Erken kalkacakmışım. Çok önemliymiş... Ühü ühü.)

08:30 - Kahvaltı:
Bir kibrit kutusu beyaz peynir
5-6 adet zeytin
Domates, Salatalık, Maydanoz(aslaaaa), Biber vs.
3 ince dilim ekmek

10:30:
1 su bardağı süt veya yoğurt
1 porsiyon meyve

12:30 - Öğle Yemeği:
1 kase çorba
4 yemek kaşığı sebze yemeği
2 köfte ızgara veya haşlama et
Bol, yağsız salata
2 ince dilim ekmek

15:30:
1 su bardağı süt veya yoğurt
1 porsiyon meyve
1 galeta veya 3 diyet bisküvi

18:00 - Akşam Yemeği:
1 kase çorba
4 yemek kaşığı sebze yemeği
Bol, yağsız salata
2 ince dilim ekmek

21:00:
1 su bardağı süt veya yoğurt
1 porsiyon meyve


Benim midem bu kadar büyük değil ki! Ühü ühü... Şişeceğim ühü ühü... :( Bununla zayıflarsam helal olsun bana! -_-' Yiyebilirsem bu kadar şeyi tabii...

Neyse bendeki FF aşkı bitmez! Ve bir aşk daha... O da bende kalsın... :P

Görüşürüz!

16 Ağustos 2008 Cumartesi

16 Ağustos 2008 - Cumartesi

Bugün güzel bir gündü!

Paine, Rikku, Nemesis, Artist, Barret, Barret'ın kuzeni ve ben Yeşilyurt'a gittik. McDonald'stan McRoyal menü aldık! Uzun zamandır patates kızartması yemiyordum... Nasıl özlemişim. :D

Sinemaya giremedik! Neymiş efendim 18+ imiş! Mumya'daki mumyalardan korkan 16 yaşında biri varsa yaşamasın zaten! (Ben mumyalardan değil ani çıkışlardan korkuyorum! Ayrıca benim korku filmi fobim var, karıştırmayın.)

Neyse sonra sahile gittik. İskeleye çıktık, deniz analarını inceledik. Çok ilginç hayvanlar aslında. Tabii benden uzak oldukları sürece!

Sonra dinlene dinlene ilerledik. Hani şu yeni yapılan belediyenin spor aletleri var ya, orda eğlendik. Nemesis bisiklet sürmeyi bilmiyor, ordaki bisiklette bol bol pratik yaptı. :D

Eski arkadaşlarımı gördüm... Güzel oldu. :D Hepsi bir araya gelmiş (hepsi aynı sınıfta gibi bir şeydi eskiden) geziyorlardı. Onlarla selamlaştım. :D

Kısacası güzel bir gündü... Bugünü unutmak istemiyorum. O nedenle blogda anlatayım dedim.

Görüşürüz... :D

Videolarım!

GameTrailers'a videolarımı yükledim, ayrıca yeni bir video yaptım! GameTrailers videoları sayfa düzenimi katlettiğinden ötürü link olarak veriyorum. :D Girmişken puan vermeyi de unutmayın... :P

Cloud & Aerith - Forgiven
http://www.gametrailers.com/player/usermovies/253345.html

Zack & Aaerith - Memories
http://www.gametrailers.com/player/usermovies/253352.html

Zack & Aerith - Only Hope
http://www.gametrailers.com/player/usermovies/253528.html



Not: Bu arada diyetisyenden randevu aldık! Sonunda! Salı günü 2 buçuk gibi bir şey... :D Nihayet! :D Cosplay hayallerine tam gaz devam!

13 Ağustos 2008 Çarşamba

Doğum Günü

Doğum günü güzeldi bugün... Ama çok abur cubur yedim ya. Artık bir süre tatlı bir şey görmek istemiyorum!

Menek'e güzel bir kolaj yapmışlardı. :D Ve de 365 tane şeker almışlardı.

Paine'e de gittim tabii, dediğim gibi. Veee Rikku da geldi! En güzel haberlerden biri... :D Gitar, yan flüt, blok flüt vb. çaldık. Değiş tokuşla... :D Ben blok flütte süperimdir! Bir onda süperim zaten... :D Gitara yeniden başlasam mı ne. Öbür gittiğimdeki hocaya pek kanım ısınmamıştı nedense... Ama şimdi hoca değişmiş.

Veeee bugün FİZİKÇİYİ gördüm!!! Şok!
Paine ile otobüs durağında bekliyorduk. Neyden bahsediyorduk, öö, neyse hatırlamıyorum ben otobüsleri izliyordum, bir yandan konuşuyordum. Birden otobüsün ön kapısı açıldı ve ön kapıdan "bişi" indi. Güneş gözlüklü, yüzünde bir sırıtış, yine dar bir pantolon. Beyazdı pantolonu... Resmen bahsettiğim konuyu unuttum ve Paine'i dürtmeye başladım. He hö oldu, soluna baktı ve yerinde hopladı! Cidden abartısız bir şekilde sakin sakin döndü ve bir an sarsıldı. Sonra zaten neyden bahsettiğimizi unuttuk. Şoktan hâlâ da kurtulabilmiş değiliz!

Neyse ben de abartıyorum bir şeye çok sarınca, bugünkü 4. yazım!! Gerçi ilk ikisini uyumadan önce yazmıştım... (Sabahın 2,3 veya 4'ünde işte... Bu blogun saatini de ayarlamam lazım. Üff aman onunla mı uğraşacağım? Yapılır bir gün elbet... Belki yaparım bilmiyorum.)

Edit: Düzelttim saati... İçime oturmuştu. :D

Prisoner Of Love



Hikki'nin çok sevdiğim şarkılarından biri! Eğer YouTube'a ulaşabilenlerdenseniz yukardan dinleyebilir ve klibini izleyebilirsiniz... :D

Ulaşamayan ve şarkıyı merak edenler ise;
Utada Hikaru - Prisoner Of Love adıyla şarkıyı bulabilirler. :D

Çok tatlı kadın ya!

Hayaller

Eskiden hayal kurmak yeterdi bana... Gerçek olmasına gerek yoktu, çünkü zaten gerçeklerdi! Başkaları bilmese de gerçekti...

Ama şimdi sadece hayaller. Gerçek olamıyorlar... Çabalıyorlar ama olamıyorlar. O nedenle de hayal kurmak yetmiyor. Yeterince mutlu etmiyor... Hep bir yanım buruk, neden gerçek değil diye.

Küçükken kurduğum hayaller, rüyalar şimdi bile bana gerçek geliyor. Hatta o zamanlar yaşadığım her şeyden daha gerçekler. Bir "melek" ile tanıştığım park... Hâlâ saatin kaç civarında olduğunu, güneşin batmakta olduğunu, çevredeki turuncu rengi hatırlıyorum.

Bir ağaç evim vardı benim... Hemen iki katlı büyük beyaz evimin yolunun aşağısındaki, o köşedeki büyük ağaçta. Gelen geçenleri izlerdim penceresinden.

Sürekli rüyalarımda bir yoldan giderdim küçükken. Arabayla devamlı oraya giderdik. Üstelik yol fizik kurallarına aykırı ilerlerdi ama yine de giderdik... Geçen sene yine gittim oraya. Ama artık vardığım yerde çiçekler yoktu, havuzun içinde balıklar yoktu. Nasıl bir çocukluk rüyası, tamamen unutmuşken, bu kadar acı bir şekilde su yüzüne çıkabilir?

Bırakmak istemediğim hayaller, rüyalar... O yağmurlu günü nasıl unutabilirim? Kim demiş gerçek değil diye, yağmurun beni ıslatışını çok iyi hissetmiştim. Sonra da nezle olmuştum...

Bütün bunları neden anlatıyorum bilmiyorum. Blogumu pek okuyan olmadığından herhalde... Ona güveniyorum. Gerçi ben bunları günlüğüme yazmaktan bile çekinirdim. Muhtemelen çokça saçmaladım yazıda... Hatta neden hâlâ yazmaya devam ettiğimi ve bu yazıyı silmediğimi merak ediyorum. Dünyamı paylaşırsam kutsallığını yitirir... Ama zaten yitirdi. Bu nedenle yazmamın bir sakıncası yok herhalde...

Keşke dünyamı geri kazanabilsem. Hayat daha güzeldi o zaman...

I Walk Aloooone...

Başlığa bakmayın, aklıma başka bir şey gelmedi ondan öyle yazdım. Yoksa yalnız yürüdüğüm falan yok. (Green Day değil Tarja dinliyorum bu arada onu da belirteyim. :D )

Aslı ile Kerem bitmiş! Çöktüm resmen... O salak diziyi kaldırabiliyordum -Evli ve Çocuklu- sonrasında Aslı ile Kerem olduğundan ama şimdi Belalı Baldız baştan başlamış! Onu da seviyorum da, Aslı ile Kerem gitti ya. Her zaman başıma geliyor! İki gün kaçırıyorum diziyi, bi bakıyorum bitmiş! Aman neyse sinirlerimi bozmayacağım! :D (Poison şarkısı başladı! Favorilerimden... Cover gerçi. Ama orijinalini Tarja versiyonu kadar sevemedim. :D I wanna love you but I better not touch... Neyse... )

Yeniliklere gelirsek, blogun temasını değiştirdim. Bu sindi içime... Öbüründe video koymak kolaydı, blogun düzenini bozmuyordu. Ama şu sıralar video çıkacak gibi değil. (Bögüüü... FFv13 videosu isterim!) Hem belki bu temada da düzgün duruyordur. Denemedim... Ayrıca müzik kısmını kaldırdım. Çünkü hem estetik durmuyordu (ne kadar çabalarsam çabalayayım o kocaman kareyi yok edemedim) hem de girdiğim hiç bir blogda şarkı dinlemiyorum açıkçası. (Loi'nınki hariç, o ilk şarkı çalmaya başladı mı kapatmaya elim varmıyor. Çok değişik bir şarkı.)

Hâlâ diyetisyene gidemedim! (Ayaklanma çıkaracağım yakında.) Yarın bir arkadaşın doğum günü var. Paine ile birlikte gideceğiz. Pasta var... ^_^ Çok yemem de zaten... :D Sonra Paine, ben ve 3. bir arkadaşımız (ona da bir isim bulmam lazım) Paine'in evine gideceğiz. Film falan izlemeyi düşünüyoruz. Bir gün de Nemesis'in evine gidip Resident Evil Code: Veronica X oynayacağız. Onu da dört gözle bekliyorum... :D

Edit: Bir önceki sayfaya baktım, videolar korkunç gözüküyor. Neyse belki o zamana YouTube açılır, belki YouTube videosu düzgün durur blogda. Bu arada blogun düzenleme kısmında "Yerleşim" sekmesindeydi sanırım "Düzeni Düzenle" yazıyor. Çok mantıklı! :D

Edit 2: Bu arada eskiden blog yazılarımın başlarına FF gifleri koyuyordum. O alışkanlığımı neden bıraktım acaba? Nedenini bilmeden birdenbire vazgeçtiğim çok şey var... Üstelik eksikliğini hissetmediğim... Aman neyse! :D

10 Ağustos 2008 Pazar

Zayıfla(yama)ma...

Yok aslında başlığa bakmayın gayet kilo verdim ben! Cidden verdim... :D Sorun şu ki yeterince kilo veremeden yeniden yemeye başladım. Ama bunun kesinlikle içimdeki FF aşkının azalmasıyla ilgisi yok! (FF klasörüme göz diken şahıs, bu lafım sana!)

Çünküü...

Haftaya diyetisyene gidiyorum! Yeeey! Diyetisyene gitmeden ben de son günlerimi yiyerek geçireyim dedim. :P Zaten kilo almadım da... Yine de almıyorum diye Nutella senin, dondurma benim götürürsem 100 kilo olur, görürüm "almıyorum"u... Evet maalesef annem eve Nutella aldı, sabahları yiyeyim diye... Bende nerde o irade! Neyse neyse, FF için değer!! :D

Bugün Paine ve Rikku (Bu durumda ben Yuna oluyorum... Evet, öyle...) bize geldi. FF ile ilgili videolar çektik. Çok eğlendik... :D Rikku, bir Rikku saçı yaptı ki! (Lafa bak...) Sürekli kızın saçlarına bakıp durdum. Resimlerine bakıyorum şimdi de. :D Çok güzel oldu. :D

Neyse, görüşürüz... Yine yazarım. Daha diyetisyen maceralarım var... :D

8 Ağustos 2008 Cuma

Storm Kavgası

Storm Kavgası
Tifa = Ecem, Skirt Girl
The Last Cetra = Ben, Storm'un helâli

***

Tifa:
aramızda bişiy yok stormlan... valla bak
The Last Cetra - http://oyqboyq.blogspot.com/:
ben valla onun yanına
The Last Cetra - http://oyqboyq.blogspot.com/:
yaklaşan
The Last Cetra - http://oyqboyq.blogspot.com/:
dişi sivrisineği
The Last Cetra - http://oyqboyq.blogspot.com/:
öldürür
The Last Cetra - http://oyqboyq.blogspot.com/:
bacaklarını
The Last Cetra - http://oyqboyq.blogspot.com/:
tek tek
The Last Cetra - http://oyqboyq.blogspot.com/:
koparır
The Last Cetra - http://oyqboyq.blogspot.com/:
sonra da
The Last Cetra - http://oyqboyq.blogspot.com/:
tek tek
The Last Cetra - http://oyqboyq.blogspot.com/:
çakmakla
The Last Cetra - http://oyqboyq.blogspot.com/:
yakarım
Tifa:
oha cani
Tifa:
:D
The Last Cetra - http://oyqboyq.blogspot.com/:
yaparım yani
Tifa:
onun için acı çekebilirim galiba... bilmiyorum
Tifa:
:D
The Last Cetra - http://oyqboyq.blogspot.com/:
valla öldükten sonra
The Last Cetra - http://oyqboyq.blogspot.com/:
ne kadar
Tifa:
aşkımız kuvvetlenir
The Last Cetra - http://oyqboyq.blogspot.com/:
onun yanında
The Last Cetra - http://oyqboyq.blogspot.com/:
kalabilirsin bilmem
The Last Cetra - http://oyqboyq.blogspot.com/:
HÖYT LAN
The Last Cetra - http://oyqboyq.blogspot.com/:
YAVAŞ
Tifa:
o da seni öldürür ki
The Last Cetra - http://oyqboyq.blogspot.com/:
O KIZ OL DEDİM
The Last Cetra - http://oyqboyq.blogspot.com/:
SUYU ÇIKTI
The Last Cetra - http://oyqboyq.blogspot.com/:
o beni
The Last Cetra - http://oyqboyq.blogspot.com/:
seviyo bi kere
Tifa:
bana silah doğrulttu sana doğrulttu mu? hayır. yerini bil:D
Tifa:
ahahah
The Last Cetra - http://oyqboyq.blogspot.com/:
koptm
The Last Cetra - http://oyqboyq.blogspot.com/:
sen ona doğrulttun
The Last Cetra - http://oyqboyq.blogspot.com/:
bi kere
Tifa:
doğrultuştuk
Tifa:
işteş yani
Tifa:
:P
The Last Cetra - http://oyqboyq.blogspot.com/:
yani seni öldürmeye pek meraklı
The Last Cetra - http://oyqboyq.blogspot.com/:
^^
The Last Cetra - http://oyqboyq.blogspot.com/:
seni öldürücek ki
The Last Cetra - http://oyqboyq.blogspot.com/:
bana varıcak
Tifa:
hayır fantazi kuruyo... ben onun son fantazisiyim... zuhahah
The Last Cetra - http://oyqboyq.blogspot.com/:
bu süperdi

Yeni Resimler

Final Fantasy XIII ve Final Fantasy Versus XIII'ten yeni dergi taramaları geldi. (Oleeey...) Ben de kesilmeye müsait olanları kestim. Buna rağmen resimlerde bir katliam söz konusu. :D Yine de güzel, güzel... Büyük halleri için üstlerine tıklayın... :P Bu arada Final Fantasy Agito XIII resimleri de çıktı. Ama nedense hâlâ beynim onun PSP'ye de çıkacağı gerçeğini kabullenmediğinden, önemsememeye devam ediyor. Yine de dergi taramaları en altta. Orada görebilirsiniz.


Eveet, burada Mr. 33 cm ve Lightning'i görüyorsunuz. Çok şekerler yaa... :D Şaşkın şaşkın bakıyorlar. Çok sevdim bu resmi. Neye baktıklarını merak ediyorsanız, yazının sonundaki dergi taramalarına bakın. :D









Hayatımın erkeği! :D Stooorm!(Yani inşallah öyledir adı... Güya yeni FFv13 bilgisi verildiğinde adı duyurulacaktı. PÖH!) Çok şeker çıkmış. Takım elbise de baya yakışmış... :D









Grr... Grr... Tamam sakinim. Bu resmin ilk küçük halini gördüğümde; Aerith'e benzeyen bir kız bu, demiştim. Şimdi yakından bakıyorum da. Bu kız sarışın! Bence Skirt Girl'ün ta kendisi! Hani Storm'a silah doğrultan. Hani Storm'la düşman olmak istemeyen ve Storm'un da düşman olmak istemediği! Ne istemiyorsun be Storm vur gitsin! Bu arada ikisinin de kıyafetlerinin farklı olduğunu fark ettiniz mi? Böyle kilise gibi bir yerdeler. Hele bir karşılaşsınlar. Grr... Grr...









Bunlar da dergi taramaları;

7 Ağustos 2008 Perşembe

...

Artık daha rahat bir insan olmaya karar verdim. Yani zaten rahattım, iki yıl önceki Öykü'yü düşünüyorum da, ama yeterli olmadığını düşünüyorum. Düşünüyorum değil, yeterli olmadığına eminim. Hâlâ bazı gereksiz olayları, gereksiz insanları kafama takıyorum. O kadar gereksiz olmadıklarından dolayı aslında...

Tamam biraz karışık oldu. Her neyse, artık daha rahat olacağım. Yoksa üzülen ben oluyorum. Hem karşımdaki beni üzüyor, hem de bunu dile getirdiğimde tekrar üzülüyorum. Asla kendimi savunamıyorum. Sürekli üzülüyorum. Ama üzülmek istemiyorum...

Bu nedenle üzülmeyeceğim. Üzülmeye değmeyen olaylar ve kişiler için üzülmeyeceğim. İsteyen benim hakkında istediğini düşünsün, takıntılı da değilim. Onu o şekilde gösterenler, beni takıntılı bir görünüm sergilemek zorunda bırakanlar utansın. :P Ben utanmıyorum çünkü zaten rahattım, artık daha da rahatım. :D